Pazar , Ağustos 20 2017

Telefon

telefonla konuşmak rüyadaTelefonla konuşmak çoğu insanın sinirlerine dokunur; telefonu başka şekilde konuşma şansı bulamayacakları kişilerle bağlantı kurmalarını sağlayan büyük bir araç olarak görmektense, onları çileden çıkarmak için bekleyen bir çeşit canavar olarak kabul ederler. Öyleki telefon sayesinde uzak diyarlardaki arkadaşlarınız birden bire yanı başınızda biterler. Sesleri sanki sizinle aynı odada imişcesine sıcak ve canlıdır. Telefon sizin için bir hizmetçi ve bir yardımcı olmalıdır, zorba bir hükümdar değil. Ondan nasıl yararlanacağımız tamamen bize bağlıdır. Eğer diğerleri onu bize eziyet çektirmek için kullanırlarsa (emrivaki reklamlar, zor ve inatçı arkadaşlarla akrabalar ve güçlü nefes alıp verme konusunda iddialı olanlar!) onlarla sakin bir şekilde ancak dirençle uğraşmalıyız.

Bununla beraber, çoğu kez, telefon etmek bir sevinç olabilir ve sesimizin tonu hiçbir zaman birbirimizi göremeyişimizden ve dostluğumuzu ifade edecek gülümsemelerden ve jestlerden yoksun oluşumuzdan daha önemli değildir. Bir gülümseyişin telefondan “duyulabileceğini” ve cana yakın ses verebilmek için özel çaba harcamamız gerektiğini söylerler. “Fakat ya ben kendimi cana yakın falan hissetmiyorsam” diyebilirsiniz. “Ya kimin patron olduğunu ve kimin tepemi arttırdığını göstermek istiyorsam.” Pekala, öyle olsun; ancak şuan, insanlarla iyi geçinmek üzerinde duruyoruz ve kimin patron olduğunu göstermenin yetmeyebileceği üzerinde!

Bazı insanlar, gerçekte benzeri duygular taşımamalarına karşın, sesleri pek de dostane bir şekilde gelmez. Büyük olasılıkla kaybedecek zamanı olmayan meşgul insanlar meşguliyetlerini göstermek için, kaba, dışlayıcı bir hava takınırlar. Bu, bazı durumlarda, söyleyecek pek bir şeyi olmaksızın hırıldayıp gereksiz yere konuşan insanların heveslerini kırmak için uygun olabilir. Eğer sesinizin göz korkutucu bir tonda gelme eğiliminde olduğunu hissediyorsanız neden daha uygun bir yaklaşıma geçmek için özel bir çaba sarf etmeyesiniz?

telefonda konuşmak rüyada

Benim kişisel sorunum çok yüksek sesle konuşuyor oluşum, özellikle heyecanlandığım zamanlarda. Sık sık kendime sesimi alçaltmam gerektiğini anımsatıyorum ve gün geçtikçe ilerleme kaydediyorum. Eğer sizin de benzeri bir düzeltilmesi gereken hatanız varsa, çaba göstermeye değdiğini söyleyebilirim. Benim ayrıca karşı tarafın sözünü kesme eğilimim de var ve bunun üzerinde de çalışıyorum. Gerçekten de sözlerini kesmeden önce insanların cümlelerini bitirmelerine izin vermeliyiz, her ne kadar bazı durumlarda ağzımızı açmaya dahi fırsat bulamayacak olsak da.

Telefona nasıl yanıt verildiğine bakacak olursak; bazıları kendi numaralarını söylerken, diğerleri “Alo” der, kimileri homurdanırlar; ben arayan kişinin kiminle konuştuğunu bilebilmesi için öncelikle kendi ismimi söylerim. Dostça bir tonla (evet, biraz deneme gerektirdiyse de nanik yaparken bile!) “Dianne Doubtfire” derim, unutmamalısınız ki, siz de, bazen insanları uygunsuz zamanlarda aradınız, ama küçültücü bir yanıt beklemiyordunuz, öyle değil mi? Aynısı yanlış numaralar için de geçerli. Birisi “Orası Çin lokantası mı?” ya da “Porky ile görüşebilir miyim?” dediğinde öfkelenmemeliyiz. Elbette ki sinirlendirici bir durumdur, hele ulaşmak bir sorunsa, ama biz hayatta hiç birisini yanlışlıkla banyodan çıkarmadık mı? Yanlış numaralar genelde dikkatsizliğin bir sonucudur ama her zaman değil; Telekom bilgisayarları hatasız değildir. Öyleyse eğer yanlış alarm aldıysak kibarca yanıtlayalım ve ayrıca eğer suçlu taraf bizsek sıcak bir biçimde özür dileyelim.

Size yanlış numaralarla ilgili, kesinlikle gerçek, tatlı bir hikaye anlatacağım. Arkadaşlarımdan biri, bir sabah kedisinin hastalandığını fark etmiş. Veterineri aramış ve kedinin (genelde nahoş) belirtilerini uzun uzun sayıp dökmüş. Ardından da kediyi acile getirmesi gerekip gerekmediğini sormuş. Yanıt şöyleymiş: “Korkarım yanlış numarayı aradınız. Burası Robson Elektrik Şirketi”. Güçlü bir mizah anlayışı olan arkadaşım sürdürmüş; “Oh, kedime yardım edemeyeceksiniz yani, öyle mi?” Yanıt “elektrikleriyle bir sorun olmadığı sürece hayır” olmuş. İşte bu, güne iyi başlangıç yapmak için uygun bir yanlış numara konuşmasıdır.

telefonla konuşurken nelere dikkat etmeliyiz

Tanıdık birisi arayıp da “Alo, ben Ann” yada “Selam, ben Mike” dediğinde küçük bir sorunum oluyor. Tanıdığım pek çok Ann ve Mike olduğu için ve kulağım da sesleri çok iyi ayırt edemediğinden şöyle demek zorunda kalabiliyorum “Ann ne?” yada “Hangi Mike?” Bu zavallı arayan kişi için biraz dışlayıcı bir tutum oluyor. O nedenle aradığınız kişinin sizi çok iyi tanımadığı durumlarda adınızla beraber soyadınızı da vermeniz yerindedir tabii eğer Peregrine ya da Amaryllis gibi alışılmadık bir isminiz yoksa.

Birisini arayıp biraz konuşmak istediğinizde, uygun bir zaman olup olmadığını, yoksa daha sonra aramanızı mı tercih edeceklerini sormak iyi bir fikirdir. Eğer “evet lütfen daha sonra arayın” derlerse bir zaman kararlaştırın ve bir yere not edin. Telefonun yanında her zaman bir kağıt ve kalem bulundurun; eğer ikinizde kalem bulmak için evlerinizde fır dönmeye başlarsanız bu her ikiniz için de çıldırtıcı olabilir. Eğer birisi sizi ters bir zamanınızda aradıysa, bunu belirtmekten çekinmeyin ve daha sonra onu arayacağınızı söyleyin. Bir zaman kararlaştırın ve unutmayacağınızdan emin olun. Sezgilerinize her zaman güvenin.

Konuşmanın başlangıcında klasik bir “Nasılsın”ın iyi bir giriş olduğunu düşünüyorum. Sonuçta, eğer karşınızdaki bir bacağını kırdıysa yahut bir yakın akrabasını yitirdiyse onu partiye çağırmaktan vazgeçersiniz. Bazılarına nasıl olduklarını sormanın tehlikeli olduğunu biliyorum, çünkü eğer bırakırsanız yarım saatten aşağı konuşmazlar; ama yine de sorulması gerektiğini düşünüyorum. Eğer haberler kötüyse, elbette, ilgiyle dinlenmeli, mümkün olan yerlerde olumlu yorumlar yapılmalı ve eğer fazla uzatılırsa kibarca konuyu değiştirmeli.

Kendi şikayetlerinizi minimumda tutmaya çalışın. Eğer gerçekten rahatlamak istiyorsanız telefon bu iş için biçilmiş kaftandır; fakat çok gerekli olmadıkça kendi sorunlarınızı anlatıp durmaktan kaçınmalısınız. Tanıdığım bir kadın hastalıklarından o denli uzun uzadıya söz ediyordu ki onu aramamaya dikkat ediyor, onun beni aramasından da korkuyordum. Mızmızcılar hiçbir zaman insanlarla iyi geçinemezler, hem telefonda hem de dışarıda.

telefon konuşması kuralları

Görüşmeyi gerekmedikçe uzatmayın, kim ödeyecek olursa olsun. Öyle uzun konuşan birisini tanıyorum ki, alıcıyı masaya bırakabilir, dışarı çıkabilir ve kendime bir içki koyabilirim ve geri döndüğümde, benim ayrıldığımı fark etmeksizin konuşmaya hala devam ediyor olabilir!

Yine de çok gerekmedikçe kimseyi 21.30’dan sonra aramayın. Sizin için erken olabilir fakat sabahın köründe kalkan insanlar (ben de onlardan biriyim) erken gelen bir geceye ihtiyaç duyarlar. Aynı şekilde, kimseyi 7.45’den önce uyandırmamaya dikkat edin, bu size yine de ucuz tarifeden yararlanmak için zaman bırakır. Eğer birisinin düzenli uyuma saatlerini biliyorsanız, buna saygı gösterin. Arkadaşlarımdan biri asla 11.00’den önce kakmaz, bir diğeri de gece boyunca romanlarını yazar ve sabaha karşı saat 06.00’da yatağa girer ve öğleden sonra ikide kalkar. Eğer yabancı bir ülkeyi arıyorsanız saat farkını göz önüne alın, yoksa birisini gece yarısı arayabilirsiniz.

Asla telefonu terslikle kapamamanızı öneririm. Bazı durumlarda, haklı olarak sinirleneceksiniz, ama en iyisi sakinliğinizi korumak ve sinir sistemini altüst etmekten kaçınmaktır. Eğer böyle yapmazsanız, arayan kişi olduğu kadar kendiniz için de sorunlara yol açarsınız. Çünkü aranmayı beklemeye başlayacaksınız ve her telefon çalışında midenizin ortasında o pis duyguyu hissedeceksiniz. Ve büyük olasılıkla kontrolünüzü kaybettiğiniz için kendinizi beğenmeyecek, gösterdiğiniz acelecilikten dolayı pişman olacaksınız. En önemlisi de sorunu çözmüş olmayacak yalnızca ertelemiş olacaksınız. Telefon bir başkasından veya yanıt vermeye bile değmeyecek memnunsuz bir rahatsız ediciden geliyorsa büyük olasılıkla görüşmeyi kararlılıkla kapamanız gerekecektir, yine de, nispeten sakin bir vedayı öneririm.

Eğer, herhangi bir beklenmedik neden dolayısıyla, bir görüşmeyi istediğinizden daha kısa kesmek zorunda kalırsanız, mutlaka özür dileyin ve daha sonra arayacağınız zamanı ayarlayın. Top tümüyle sizdeyken arkadaşlarınız veya işteki meslektaşlarınız sizi tekrar aramak durumunda değillerdir. Bu telefon faturaları sorunu olmaktan ziyade bir nezaket sorunudur.

Ne kadar kendimizi alçalmış hissetsek de, sıcak ve hoş konuşabilmek için özel bir çaba harcamalıyız Eğer gerçekte sinirli ve kötü hissetmemize karşın neşeli olmayı becerebilirsek, kendi deneyimlerimize dayanarak da bilebileceğimiz gibi, bu bizim kendimizi gerçekten daha iyi hissetmemize neden olabilir ve kesinlikle dostlarımızın da kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacaktır. Telefon hatlarındaki iyi titreşimler hakkında söylenecek çok şey vardır.

Mesaj Almak
Telefonu bir başkası adına açtığımızda, bence, söylenebilecek en iyi söz şudur: “Kim arıyordu acaba?” (Bir kadın arkadaşımı arayışımı ve hatta kocasının çıkıp sanki kimse onu istemezmiş gibi “Onu kim istiyor” deyişini hiç unutamayacağım.

çağrı merkezi konuşma teknikleri

Eğer telefon o anda dışarıda olan birisi içinse, mesaj alabileceğinizi belirtir ve eğer mesaj alırsanız vakit geçirmeden hemen arayanın ismiyle beraber not edin. Eğer ismi tam işitemediyseniz hecelemesini rica edin. Ayrıca bir telefon numarası bırakılmasını talep etmenin de yerinde olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman arkadaşınız hakkındaki kişisel bilgileri bilinmeyen bir yabancıya vermeyin; ne gibi karışıklıklar doğabileceğini bilemezsiniz. Eğer size soru yöneltilirse mümkün olduğunca yorum yapmaksızın yanıtlamaya çalışın ve görüşmeyi kibar bir “Aradığınız için teşekkürler. Mesajı döner dönmez ileteceğim’le noktalayın. “Aradığınız için teşekkürler” bir telefon görüşmesini bitirmenin her zaman iyi bir yoludur. Takdir edici, sıcak bir yankı yapar.

Zorunlu Görüşmeler
Zaman zaman gerçekte böyle bir şey yapmak istemememize karşın telefon etmek durumunda kalırız. Ana babalar evlatlarından düzenli telefon beklerler (TV Telecom reklamındaki Mauren Lipman’ın saldırganlığı). Karı kocalar sık sık eşlerinin sağ salim varıp varmadığını, gecikip gecikmeyeceğini kontrol etmek isterler. Bilgi aktarımı şarttır. Sevgi dolu sözleri beklenir. Dert yanma çoktur. Zorunlu görüşmeler düşünüldüğünde, telefonun talepleri çetin olabilir ve böyle zamanlar onu bir zorba hükümdar gibi algıladığımız zamanlardır. Ancak bir an için, kendinizi sizden telefon bekleyenlerle özdeşleştirirseniz, aşırı talepkar bir akrabaya ya da eşinize telefon etme görevi daha az sorunlu gözükecektir. Hepimiz öyle ya da böyle emniyetsiz bir konumdayız; sevildiğimizi ve düşünüldüğümüzü bilmeye ihtiyacımız var. Birisi yalnız ve sinirliyse, ne kadar zahmetli de olsa, onu birkaç dakikalığına neşelendirmek ve rahatlatmak için gerçekten çaba harcamalıyız. Asla yalnız bir insanda sıkıcı olduğu izlenimi uyandırmayın. Telefonunuz tasarlayabileceğinizden çok daha fazlasını ifade ediyor olabilir ve eğer aldırmazcasına uzun ve şiddetli konuşurlarsa, bu büyük olasılıkla iç karışıklıklarının bir işaretidir.

Başkalarının olduğu kadar, kendi yararınız için de, zorunlu görüşmeleri ertelemeyin. “Şimdi yap.” benim en favori düsturlarımdan biridir ve eğer bugüne dek bu düstura göre yaşamaya çalışmış olmasaydım elinizdeki kitap asla yayımcısına zamanında yetişemezdi!

telefonla konuşurken nelere dikkat etmeliyiz

Eğer bir zorunlu görüşmenin sonuna geldiyseniz kendinizi sizi arayan kişinin yerine koymaya çalışmak ve koyabilmek iyi bir fikirdir. Onları azarlamayın, ne açık olarak ne de örtük bir biçimde, Hiç kimse suçlu hissetmek durumunda kalmaktan hoşlanmaz ve eğer sizinle konuşmak keyifliyse, fazla kusur bulmuyor ve şikayet etmiyorsanız daha çok ve daha uzun görüşmeleriniz olacaktır. Sızlanan bir ses tonu epey dışlayıcıdır. Hepimiz bunun doğru olduğunu biliriz ama bazen ağzımızdan çıkanı kulağımız duymaz. Zor bir görüşme yaparken, özellikle daha yaşlı biriyle, nasıl olduklarını sormaya, sabırla dinlenmeye, eğer gerekirse teselli ve tavsiyelerde bulunmaya yoğunlaşırsanız bazen görüşmeyi kolaylaştırabilirsiniz. Bazen yalnız bir insanın tüm arzusu günün acılarını ve sorunlarını can kulağıyla dinleyen birine aktarabilmektedir.

Kendi etkinliklerimizden söz etmek iyidir, ama mutsuz deneyimleri ve sıkıcı ayrıntıları en azda tutmaya çalışın. Alıcıyı elinize almadan önce, son telefon edişinizden bugüne başınızdan geçmiş komik bir olay düşünün, birilerinin söylediği bir şeyleri, iyi bir radyo veya televizyon programını, gazetede okuduğunuz çarpıcı bir haberi. Eğer aradığınız kişinin genelde sıkıcı ve olaysız geçen bir yaşam biçimi varsa, kendi tantanalı sosyal hayatınıza dair vurucu ayrıntılarla başlayarak onu altüst etmeyin. Bazı insanlar arkadaşlarını ve mutluluklarını duymayı gerçekten severler; diğerleri sevmez. Kimin kim olduğunu bileceksiniz! Telefon etmeden önce bir daha ne zaman arayabileceğinizden veya ne zaman ziyaret edebileceğinizden emin olun. Yalnız ve kederli insanlar bekleyecek kesin tanımlanmış zamanlar isterler. Öte yandan, eğer yalnız olan sizseniz, en iyisi söz verilen tarihte bir sonraki telefon gelmediğinde bunu soruşturmak ve şikayet etmemektir, meşgul insanların istedikleri zaman telefona uzanmalarını engelleyen düzinelerce neden vardır. Bundan unutulmuş olduğunuz sonucu çıkarmayın, ama eğer unutulduğunuz netleşirse, bu olguyu kabul etmeye bakın; çünkü onu değiştirmek için yapabileceğiniz pek bir şey yoktur! Belki de bize sempati beslemeyen insanlara fazla güvenmek bir hatadır.

Tele sekreterler
Tele sekreterler, sık sık dışarıda bulunanlar ve işleri gereği telefona bağımlı olanlar için bir zorunluluktur. Ben onlardan biri değilim ve itiraf etmeliyim ki bu önceden kaydedilmiş cümlelerle ilk karşılaştığımda bana konuşmaya başlamamı işaret eden sinyali duyar duymaz telefonu kapatıvermiştim. Pratik yaptıkça daha kolay hale geldi (pek çok şey gibi) her ne kadar bir keresinde ismimi söylemeyi unuttuysam ve o lanet şeyi yeniden arayıp özür dilemek zorunda kaldıysam da. Ve bela bu değil midir? Onu, daha sonra mesajımızı dinleyecek ve telefon edecek birisinin değerli sesinden çok bir “şey” olarak düşünürüz. Gerçek bir tatmin edici ilişki için, elbette, biraz karşılık görmeye ihtiyacımız vardır ve benim için şakalarıma gülmeyen bir makineyle konuşmak her zaman azıcık sorun yaratmıştır.

Kendilerini duruma yabancı hissedenler için, en iyi çözüm, bir tele sekreterin yokluğundan emin olmadığınız sürece içle sekretere karşı hazırlıklı olmaktır. Mesajınızı önceden düşünün ve önemli bir noktayı unutmamak için kısa not bırakın. Olaya bu tür bir makineyi her gün kullanan birinin gözüyle bakmayı yararlı buluyorum. Teybi dinlemek ve bırakılan notları toplamak epey merak uyandırıcı olsa gerek!

Eğer siz kendiniz bir tele sekreter kullanıyorsanız, kayıtlı materyalin yalnızca açık değil ayrıca özellikle samimi bir londa olmasına özen gösterin. Örneğin, “Şu anda sizinle şahsen konuşmadığım için üzgünüm…” vs. denilmesinden (tabii eğer kastedilen de buysa) hoşlanırım. Böyle bir başlangıç bir robotla değil bir canlı insanla konuştuğunuzu anımsatıyor.

Dianne Doubtfire

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

17 yorumlar

  1. Başarımın sırrı, üstünlüğüme gözü kapalı inanmamdı. Oscar Wilde

  2. Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır. Mark V. Hansen