Çarşamba , Ağustos 23 2017
Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / Beyin / Sinir Sistemi

Sinir Sistemi

sinir sistemiSinir sistemi, bedenimize canlılık veren âkım devresidir. Dış dünyayı algılamamıza, içimizdeki dünyayı izlememize olanak veren bu sistemdir. Bu sistemin çalışması sayesinde kaslarımızı oynatıp çeşitli organlarımızın hareketlerini düzenleyerek, çevremizdeki değişikliklere yanıt verebilir, tepki gösterebiliriz.

Sinir Sisteminin Yapısı

Sinir sistemi, çevreyi izleyen bedenin çok sayıda hareketine yön veren ve düzenleyen içiçe geçmiş ayrı ayrı birtakım bölümler olarak düşünülebilir.

Merkez sinir sistemi (MSS), beyin ve omurilikten oluşur. Çevre sinir sistemi, ona bağlı olup bedenin her yanını dolaşır. Çevre sinir sisteminin başlıca iki bölümü vardır: somatik yada istemli sinir sistemi ve bedendeki organların bilinçdışı denetimini yöneten, otonomik (yaşatkan) yada istemsiz sinir sistemi. Somatik sistem en başta duyumların algılanmasını ve kas etkinliğinin istemli denetimini yönetir. Gözden, kulaktan, tat alma cisimciklerinden, denge organlarından ve deride tümü birden dokunma duyusunu oluşturan milyonlarca basınç, ısı ve ağrı alıcısından buraya bilgi gönderilir. Ayrıca kaslardaki ve kas kirişlerindeki gerilim derecesini algılayan ve kan basıncını, kandaki oksijen, glikoz ve karbondioksit düzeylerini izleyen alıcılar da vardır. Merkez sinir sisteminden çıkan motor sinirler, kaslara bilgi iletir ve hareketi bu yol la başlatırlar.

sinir sistemleriNöronlar, Dendritler. Sinapsis

Sinir sistemini oluşturan hücreler, yani nöronlar, içinde çekirdeği taşıyan bir hücre gövdesi ile •akson« (silindir eksen) adı verilen uzun bir kuyruk yada uzantıdan ibarettir. Hücre gövdesinin üzerinde ve aksonun ucunda «dendrit* adı verilen kısa uzantılar vardır. Sinir hücreleri arasında bir hücrenin aksonundan yandaki hücrenin gövdesine olan bağlantı bu kısa uzantılarla (dendritler) kurulur. Bu bağlantı, sinapsis adı verilen küçük bir aralığın içinde gerçekleşir. Çevre sisteminin sinirleri, aslında, sinir boyunca uzanan aksonlardan oluşur (bacaklarda bu uzunluk bir metreye kadar varır); buna karşılık merkez sinir sistemi kısa gövdeli hücrelerden yada akson demetlerinden oluşur. Hücre gövdelerinin, merkez sinir sistemi dışında duyusal sinirler ve istemsiz siniriler olarak ortaya çıktıkları yerlerde, bu hücre gövdeleri sinir düğümü (ganglion) adı verilen gruplar biçiminde biraraya toplanır.

Sinirler Mesajlarını Nasıl Gönderir?

$inirler, mesajlar] elektrik bo alımları biçiminde taşıyan tellere ya da telgraf kablolarına benzetilebilirse de, gerçekte sinir itkisi bakır telden akan eletron dalgasından daha karmaşıktır, itkinin canlı elektrik yüklü hücre içinden iletimi elektrik yüklü parçacıkların yani iyonların, bir zarı (bu durumda akson yüzeyini uzunlamasına değil, çaprazlama olarak aşmasını gerektirir, sinir hücresi hareketsiz halde iken, yani itkileri iletmediği zaman, kutuplaşmış durumdadır. Başka bir deyimle, hücre zarının dış yüzü iç yüzünden farklı bir elektrik yükü taşır. Bu da zarın iç ve dış yüzünde ki sodyum ve potasyum iyonlarının farklı olmasından ileri gelir içteki potasyumun yoğunluğu yüksek, sodyumun yoğunluğu ise düşüktür; buna karşılık dışta durum bunun tersidir. Sinir uyarılınca zardaki moleküllerin dizilişi değişir. Bu da potasyum iyonlarının dışarıya, sodyum iyonlarının içeriye sızmasına olanak sağlar. Bu anda, sinir zarı kutupluluğunu yitirir ve elektriksel değişme zarın komşu bölümünün molekül yapısının değişmeşine neden olur: bu bölüm de aynı biçimde kutupluluğunu yitirir. Bu yolla itki, sinir telciği boyunca hızla ilerler.

Sinir hücreleri birbirleri ile «iletişim kurdukları• için ilginçtirler. Uyarılan bir nöron, akson boyunca, daha önce anlatılan hızlı minik elektriksel vurularla, öteki nöronlara sinapsis aracılığıyle mesajlar gönderir. Elektrik itkileri, kendi başlarına sinapsisleri aşamazlar: sinyal, komşu nöronun yüzeyinde bir itkinin oluşmasına etken olan kimyasal bir yayıcı maddenin salınmasını sağlayarak geçer.

sinir sistemi hastalıklarıSinir Sisteminin Rolü

Parmağımızın basit bir fiskesinden, son derece karmaşık iç düzen gerektiren işlere kadar, yaptığımız her hareket, sinir sistemimizin aracılığını gerektirir. Kimi basit tepkiler sinir sisteminin yalnızca belirli bölümlerinden yararlanır. Sıcak bir şeye dokunan biri elini çabucak geri çeker. Bu basit, ama gerekli tepkiye, «omuriliksel reflek> adı verilir, çünkü hareketin oluşması için derideki duyusal sinir uçlarından gelen itkilerin yalnızca omuriliğe ulaşması yeter. Omurilikteki motor hücrelerin içinde oluşan itkiler gerisin geriye, kolun motor nöronlarına döner ve el kaslarını hareket ettirir. Bu refleks otomatiktir. (Uykuda da oluşabilir), öğrenilmez: bir bebek de aynı biçimde davranır.

Refleks Hareketleri

Çok basit hayvanların davranışı tümüyle refleks hareketlerinden oluşur. Oysa daha gelişmiş hayvanlarda ve insanda daha fazla hareket özgürlüğü vardır, birçok duruma çeşitli biçimlerde tepki gösterebilirler. Refleksler acele durumlarda ve solunum, bağırsak hareketleri gibi dirimsel işlerde önem taşımaya devam ederler. Bununla birlikte insan davranışlarının çoğu ayrı bir kategoriye girer: istemlidir, öğrenilir ve reflekse bağlı değildir. Bu davranış türüne, sinir sisteminin deneylerden öğrenebilmesi ve kendi etkilerine yön verebilmesi olanak sağlar, îki insanın deneyleri tıpatıp özdeş olamayacağı ve birbirinin tıpatıp aynı iki beyin varolamayacağı için, her bireyin sinir sistemi kendine özgü bir biçimde davranır.

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

6 yorumlar

  1. İlim ilim bilmektir, İlim kendini bilmektir, Sen kendini bilmezsen, Bu nice okumaktır. Yunus Emre

  2. sürekli olarak şartlıyorum kendimi kilo vereceğim diye. ama nedense beslenme kontrolünü birkaç gün sonra elimden kaçırıyorum. bu yöntem beynimi programlamama yardımcı olursa çok mutlu olacağım

  3. Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur. H. Jackson Brown, Jr.