Çarşamba , Haziran 3 2020

REHA MUHTAR’IN KANSER HAKKINDAKİ YAZISI

Dün bir arkadaşım şöyle söyledi bana: “Önce tüm Amerika’ya, sonra Türkiye’ye ve elbette dünyaya nasıl yaşanacağını, ne yiyip ne içileceğini öğreten Doktor Mehmet Öz bile kolon kanseri şüphesiyle hastanede… Sen de sigarayı, içkiyi herşeyi bıraktın… Görmüyor musun kaderin önüne geçilmiyor… Mehmet Öz’den de daha mı sağlıklı yaşayacaksın ki?.. Boşuna bırakmışın hepsini!..”

***
Zavallı dostum benim 5 yıl önce bıraktığım sigarayı, uzun zamandır sadece haftada birkaç kadeh şaraptan ibaret içtiğim içkiyi bile 8 aydır neredeyse tamamen sıfırlamamı benim “kanser olma korkusuna” bağlamış…
Benim öyle bir korkum yok…

Ne içkiyi, ne sigarayı bana doktor dedi diye bırakmadım ki ben…

Doktora öyle check-up için falan gitmiyorum bir kere…
Hayatımda hiç ölçüm yaptırmadım ben…
Ne kolesterol düzeyimi bilirim, ne tansiyonumu, ne damarlarımı, ne akciğerimi, ne karaciğerimi…
Niye yaptırmıyorum?..

Çünkü farkındayım ki arada bir yaptırılması gerekli olsa da bu insan ruhunu ve beynini esir alan bir endüstri…
Çevremde görüyorum bir kere yaptıranlar artık onunla yaşamaya başlıyorlar…

Yok kolesterolüm düştü, yok yeni bir ilaç çıkmış kolesterolü düşürüyormuş, yok lipidim, yok kan şekerim…
Her gün bir yarışın içinde “doktorların söylediği bir hedefi tutturmaya uğraşıyorlar…”

***
Bir kere girdiniz mi bu işe, bir daha beyniniz kurtulamıyor, lipid düşürme, kan şekeri indirme, tansiyon ilacı alma işlerinden…

Arkadaşıma dedim ki; “Ben kanser ya da kalp hastası olmamak için değil, yaşam kalitemi yükseltmek için bıraktım bunları…”

Bön bön baktı yüzüme…
Çünkü beyni şartlanmış, sigara içince hayat keyiflenir diye…

Alkol almadan, gittiğin bir kulüpte müzik dinlenmez diye…
İçkisiz ve sigarasız bir hayat, “sanki dünyevi zevklerden yoksun diyetimsi” bir hayat diye…

***
Oysa hayatı yaşamak, hem de iyi yaşamak istiyorsan ömrünün bir saatinden sonra bunları içip de ağır yapmaman lazım…
Yazın Bodrum‘da Ship A Hoy‘da hiç içki içmeden, sabahın 3’üne kadar DJ’in yaptığı müziği dinledim… İnanılmaz müzik keyfi alarak…

Kafa bir taraftan bulanmadı mı, yapılan müziğin zevkine varıyorsun…

Öteki türlü biraz kendi içsel şizofrenine sapıyorsun…

***
Gelelim Mehmet Öz vakasına…
Kendisinden çok doktor olan babasını tanıyorum Mehmet Öz’ün…

Uzun sohbet etmişliğim var…
Doğru besinleri ve doğru gıdaları alarak, her şeyi tıbbın öngördüğü biçimde yaşayan ve bunu bir profesyonel olarak kitleselleştiren birinin başına böyle bir hastalığın gelmesi, şanssız bir durum…

Kanseri yenecek belki ama, mesleki şöhreti yara alacak…
Daha doğrusu söylediklerinin pek kıymet-i harbiyesi kalmayacak…

***
Bizim Quantumcu dostlara göre, “bir insan duygusal, ruhsal ve bedensel olarak” kaldıramayacağı yüklerin altına girdiğinde, mutlaka hasta olur…

Hastalık aslında kaldıramayacağı yükleri üzerine alan bünyenin, o yükleri kaldıramayıp isyan etmesi ve kimyasının bozulmasıdır…

Prof. Dr. Mehmet Öz “muhtemel hastalığının nedenlerini ciddi biçimde sorguluyormuş…”

O düzeydeki bir doktora tavsiyede bulunmak bana düşmez, ama yine de kendini sorgularken “hayatını ve aldığı yükleri, sorgulamasında yarar var” Dr. Mehmet Öz’ün…
Sigara ve içkiyi içmezseniz kanser veya kalp hastası olmazsınız diyemem…

Doktorlara göre ihtimal azalıyormuş…
Ama hayattan daha fazla keyif alırsınız, daha az stres yapar, vücudunuzdaki yükleri kısarsanız, daha da sağlıklı olabilirsiniz…

Tabii bu benim ve Quantumcu dostların varsayımı…
Öyle büyük teoriler ortaya atmıyorum bu konuda…
Ben, psikolojiyi sağlıklı tutmanın her şeyden önemli olduğunu anladım…

Kanseri ya da kalbi yener mi bilmem…
Ama yaşarken hiç olmazsa bir nebze keyif verir…
Yemek sonrası içilen orta şekerli bir Türk kahvesi gibi…

*****
MICHAEL DOUGLAS: “KANSER OLMA NEDENİM, İÇTİĞİM İÇKİ VE SİGARA…”

Mehmet Öz’ün durumuna karşılık dünyaca ünlü aktör Michael Douglas da gırtlak kanseri…

Kemoterapi görüyor ve güzel eşi Catherine Zeta Jones‘la zor günler geçiriyor…

Şöyle demiş aktörün güzel eşi:
“Doktorların erken teşhis koyamamış olması beni çıldırttı… Her seçenek araştırıldı ve hiçbir şey bulunamadı… Michael’ın kemoterapi ve radyoterapi görürken gücünü kaybetmesine dayanamıyorum… Güçlü olmam gerektiğini biliyorum ama duygusal olarak bunu görmek istemiyorum… En zor tarafı onun bitkin düşmesi… Çünkü Michael asla yorulmazdı…”

***
O bitkin düşme işini ben yıllar önce annemde yaşadım…
1975 ve 2000 yıllarında iki kez kanserli hücre çıktı annemde…

Kemoterapi seanslarından sonra yorgun düştüğünü söylerdi…
Allaha şükür ikisinden de sağ salim çıktı, 35 yıldır turp gibi…

Michael Douglas; “Yaşam tarzım yüzünden kanser oldum” demiş, “Çok fazla alkol ve sigara içtim…”
Bu sözleri de bence kapak olmalı Hıncal Abi’ye…
Çünkü özellikle gırtlak kanseri “içki ve sigaranın beraberce kullanılmasıyla” tetikleniyor…
Hani lokantada, barda, kapalı mekanlarda içkiyle sigara tüketilmeli diyen Hıncal Abi…

Hani sigara lobilerinin sigara yasağını kaldırtmak için Anayasa Mahkemesi’ne kadar giden güçlerini normal bulan Hıncal Abi…

Güzelim karısının yanında nasıl da erimiş ve incelmiş Michael Douglas…

*****
SİGARA İÇKİ VE AKP MESELESİ…

Bizim laik ve Atatürk’çü kesim, bu sigara ve içki meselesinde “AKP’nin muhtemel şeriatçı parmağını” ısrarla aramakta…

AKP’yi bilemem…
Ama AKP’nin muhtemel niyetlerini öne sürüp, kendi içtikleri “içki ve sigaraya” şeriat karşıtı kamuflaj arayanlar bizzat kendilerini aldatmaktalar…
İçkili yerler kapatılmamalı…

Boğaz’da Reina, Sortie, Bodrum’da Ship A Hoy ve deniz kenarlarındaki içkili mekanlar elbette açık olmalılar…
Elbette, iki kadeh kırmızı şarap masaları süslemeli, bir aperitif, yemek öncesi isteyenler için masaları güzelleştirmeli…

***
Hala masada bir yudum alıp bıraktığım tek kadeh kırmızı şarabı tutuyorum yemek yerken…

Elbette Tayyip Erdoğan’ın “İçki içmeyin, meyve yiyin” yaklaşımını doğru bulmuyorum…

Bir Başbakan’ın kişisel yaşamlara yönelik sözlerinin, başka yerlere gidebileceğini ve “tek tipleşmeyi” fitilleyeceğini düşünüyorum…

Ama bunların hiçbiri “sigarasız ve içkisiz ya da içkisi az hayatın” daha kaliteli olabileceği gerçeğini değiştirmiyor…

Ne yapayım ki böyle…
Dini açıdan konuşmuyorum, öyle bir şey haddim değil…
Yaşam kalitesi ve keyfi açısından konuşmaktayım…
Yani benimkisi bir “gusto” meselesi…

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

13 yorumlar

  1. migreni yüzünden kafasını duvarlara vuran arkadaşım var:(ne kadar hayırlı bir iş yapıyorsunuz…

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Open chat
1
Hoşgeldiniz!
"AliGulkanat.Com.Tr" olarak size yardımcı olmak için buradayız. Soracağınız sorulara en kısa sürede yanıt vereceğiz. 🙂