Ana Sayfa / Genel Kültür / İşkolik İnsanlar ve Tembellik

İşkolik İnsanlar ve Tembellik

İşkolik İnsanlar ve Tembellik

Merhaba Değerli arkadaşlar,
ben Kişisel Gelişim Uzmanı Ali GÜLKANAT.
Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Akademinin kurucusuyum. Yeni bir eğitimle karşınızdayım.

Bu eğitimde TEMBELLER VE İŞKOLİKLER konusunu anlatacağım.

Dünyada çalışma hayatına iki şekilde bakış açısı mevcuttur. İlk olarak iş kolikler vardır. Bu tipler kendilerini olabildiğince köleleştiren, tatsız ve zevksiz işler yapan ve dahi daha fazlasını da yapmaya çalışan zavallı ruhlardır. Bu insanlara kendilerine neden bu denli eziyet ettiklerini sorduğunuzda inanarak ve savunarak yapacak başka işleri olmadığını anlatacaklardır. Görmüş geçirmiş ve hayatı deneyimlemiş herkesin de bildiği gibi bu çok saçma bir düşüncedir, lakin çalışma hayatı aynı zamanda da hayat mücadelesin bir parçasıdır.

“Şu e.postaya bir cevap yazayım, şu dosyaya da bir göz atmam lazım” diye iş yerinde saatlerinizi geçiriyor, cep telefonunuza gelen e.postaları kontrol etmeden yapamıyor musunuz? Bekleyen diğer işleriniz yüzünden vicdan azabı duyuyor, kendinize zaman ayırıp sinemaya gittiğinizde huzursuz mu oluyorsunuz? Bu veriler sizin bir işkolik olabileceğinize işaret.

İşkoliklik esasında çok çalışmak olarak kabul edilir lakin değildir. Nadiren gerektiği için de çok çalışabiliriz. Fakat işkoliklik”çalışmayı durduramamakla” ilgilidir. Davranışsal bir bağımlılık şeklidir.

Çalışmanın engellenemeyen kötü bir şey olduğuna inanan ve savunan ama yaşamın tüm güzelliklerinin boş vakitlerde gizli olduğunu düşünen ve tembelliği ön planda tutanlar da diğer uçta yer alırlar. Ellerinden geldiğince az çalışmak isterler ve bu kadarcık az çalışmaya rağmen de çok para elde etmek isterler.  Tatil ve boş zaman onlara göre senenin en paha biçilmez dönemleridir. Halbuki,  çalışmak öğrenmeyi artıran ve gelişmeyi sağlayan bir aktivitedir lakin onlar bunu değerlendiremezler. Kelime anlamı olarak tembellik; İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan, üşengeç kişi demektir.

Çok yazık değil mi?

Kendi kendilerini sabote ederek hayatlarının anlamını büyük ölçüde kaybederler. Yaptıkları işlerle ilgili olarak her zaman sorunlar yaşarlar ve öz değerlerini yitirirler. İş hayatının enerji verici, motive edici ve geliştirici fırsatlarını kaçırırlar.

Görülen o ki çok çalışmak ve boş zaman yanlış anlaşılıyor.

O zaman şu soruyu soralım kendi kendimize.
Neden çalışma ve boş zaman bu kadar yanlış anlaşılmakta ve kullanılmaktadır.

Yanıt çok basit.
Her iki uyumsuzluk da bilinçaltında aynı sebebe dayanır.

KORKU.

Korkulara sırayla bakalım.

İş kolikler için çok çalışmak; erken uyanmalarını, kendilerini işe kaptırmalarını ve insanların kendileriyle ilgilenmelerini sağlayan bir tür araçtır. İşine çok bağlı birini dışardan izlerseniz sanki bir makineye bakıyormuşsunuz hissine kapılabilirsiniz. Arıza yapmadan çalışan, çok iyi bakımları yapılmış ve kendisine ihtiyaç duyduğumuz bir makine. Tam olarak istedikleri şey de budur. Yaşam nedenleri iyi ve çok çalışmaktır. Böyle davranmalarının bilinçaltı nedeni olarak; kendilerine ihtiyaç duyulmadığında sevilmeme, yenilme ve çalışmayı bıraktıklarında ölme korkusu vardır. Daha da açarsak; yalnız kalma, terk edilme ve ayrılık korkusudur.

Boş zamanı savunan tembel insanlar ise, işle yüzleşmekten korkarlar. çünkü bu tipler bilinçaltlarında işte başarısız olma, kendinden isteneni yerine getirememe ve ulaşılmak istenen hedeflerde başarı elde edememe korkusunu barındırırlar. Biraz daha açarsak; yaşamdan kopma, başkasından emir alma ve onun kontrolünde olma, yaşayabilmek için sürekli çalışmak ve mücadele etmek zorunda olma korkusu vardr. Bu nedenle sürekli olarak çalışmayı reddeden bir düşünce ve davranış vardır.

Her iki yaklaşım türünde de yanlış bir anlayış hakimdir. Bu nedenle doğru bir anlayış geliştirmek çok önemlidir.  Bunun için bilinçaltımızdaki engelleri tespit edip onlardan kurtularak gerçekten olduğumuz kişi olma özgürlüğü yakalayabiliriz.

Doğal olarak iş ve boş zaman gereklidir. Bu ikisi doğru anlaşıldıklarında ve uygulandıklarında birbirlerini tamamlayıcı ve destekleyicidirler. Yin ve Yang kanunu hayatta her şeyin zıtlıklardan oluştuğunu bize öğretir. Yin ve Yang’a göre zıtlıklar arasında özgür ve doğal değişim olduğunda bizler için faydalıdırlar.  Buna göre boş zaman yin gücünün pasif ve yenilikçi, çalışma ise yang enerjisinin aktif ve yaratıcı kısmını teşkil eder.

Dengeli ve anlamlı bir ilişkide bütün var olan güçlerle bilinçli bir çalışma ve deneyim edinme, düzenli dinlenme ile desteklenmelidir. Dinlenme dönemlerinde tecrübelerimizi hazmeder, yeniden güç kazanır ve kişiliğimize yeni gelişimler katarız.

Boş zamanı ve çalışmayı birbirine eşit ve birbirini destekleyici bir şekilde kullanmayı öğrenebilir ve yaşam kalitemizi hiç tahmin edemeyeceğimiz şekilde artırabiliriz. Bu nedenle bir tarafta kalmaya direnmeyi bırakmalıyız.

Bundan böyle işimize bilinçli ve farkındalıkla yaklaşabilir ve bize getirdiği nimetleri  değerlendirebiliriz. İşimizi severek yapamıyorsak severek yapacağımız bir işi meslek edinebiliriz. Severek yapılan iş neşe ve coşku verir, ömrünü uzatır, verimini artırır. Sonuç olarak emeğimizin diğer insanların yaşamlarını nasıl zengileştirdiğini görür ve öğrendiklerimizi farkederiz. Sonrasında destekleyici olarak kendimize boş zaman ayırdığımızda verimli çalışmalarımızın meyvelerinin daha da farkına varır ve manevi olarak daha çok doyum yaşarız.

İşe gömüldüğümüz gibi dinlenme dönemlerine de gevşeyerek ve rahatlayarak gömüldüğümüzde hiç bir şey yapmama hissine teslim olur ve tadını daha iyi çıkarırız. Eğer dinlenmeye zaman ayırmak konusunda zorlanırsanız kendinize zaten bir işinizin olduğunu hatırlatabilir ve istediğiniz zaman çalışmaya dönebileceğinizi söyleyebilirsiniz. Dinlenmeyi iyi bir şekilde kullandığınızda çalışma hayatınızda daha enerjik ve verimli olduğunuzu gözlemleyeceksiniz.

Böylelikle son zamanlarda sahip olduğunuz psikosomatik rahatsızlıkların da kendiliklerinden yok olduğunu görür, ruhsal, zihinsel, bedensel ve düşünsel olarak iyileşmeleri hissedersiniz. Bu olumlu gelişmeleri görmek sizi hem şaşırtacak hem sevindirecektir.

Siz de artık yin ve yang güçlerini farkındalıkla dengeleyerek yaşamınıza ahenk getirebilirsiniz. Bu yaklaşım sağlığınızı iyi edecektir.

Bir videonun daha sonuna geldik.

Umarım eğitimden memnun kalmışsınızdır.  Eğer eğitimden memnun kaldıysanız ücretsiz eğitimlerimize destek olduğunuzu göstermek adına bu videoyu beğenip yorum bırakabilirsiniz.

Devam eden eğitimlerimizden haberdar olmak için de Şimdinin Gücü Kanalımıza ABONE olabilirsiniz.
Şimdilik hoşçakalın.

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”