Pazartesi , Ağustos 21 2017
Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / İnsan İlişkileri / Etkili Dinleme Sanatı

Etkili Dinleme Sanatı

dinlemek neden önemlidirDinlemek (gerçekten dinlemek) çok özel bir hünerdir. Doğuştan gelmese de geliştirilmesi mümkündür. Okul çağındaki çocuklar her zaman pek iyi dinleyiciler değillerdir, tabii onlara hikaye okunmadığı, bir hediyeden ya da mağazalarda bir ikramdan söz edilmediği sürece. Bununla beraber, bilinçsizce de olsa, yetişkinlerin konuşmalarını dinlerler, öyle olmasa ana dillerini bu denli çabuk kapmazlardı. Sınıflardaysa, gitgide daha az ilgilerini çeken dersleri dinlemek durumundadırlar ve bu onlar olmadan da pek güzel yapabileceğimiz monologlara yoğunlaşmak zorunda kalacağımız gelecek günler için mükemmel bir eğitimdir.
Küçük çocuklar, bir kural olarak, en çok kendileriyle ilgilidirler; bir çoğumuz yıllar geçtikçe büyür ve bundan uzaklaşırız, tamamen olmasa da! Övgü sözlerini, eğlenceli arkadaşları, iyi bir radyo programını ya da para kazanmak hakkında bir öneriyi memnunlukla dinleyebiliriz; ancak insanlar kendileri ve daha önce hiç duymadığımız başkaları hakkında sıkıcı anekdotlar anlatmaya başladıklarında konsantrasyonumuzu yitirmek eğilimindeyizdir. (Salı mıydı yoksa çarşamba mı? Dur bir düşüneyim – hayır, salıydı çünkü amcam için bir reçete işi vardı da, sorun bacaklarında – uzun zamandır bir türlü düzelmediler…” vs.)
dinleme ve işitmeBöylesi yorucu bir söylev dinlemeyi epey güçleştirir. Fakat eğer bir soruyla ya da bir yorumla müdahale edersek konuşmayı daha gönül okşayıcı bir çizgiye çekebiliriz. İyi dinlemek hoşgörü ve anlayış gerektirir; ancak fazla uysal da olmamalıyız ve şu kendi seslerini duymaktan aşırı haz alanların bizi deneme tahtası olarak kullanmalarına da izin vermemeliyiz. (“Bir saniye- söz sırası bende.”)
Yine de, iki tür dinleme vardır: Aktif ve pasif. Duruma göre kararımızı vermeliyiz, sohbet normal bir “ver ve al” mıdır yoksa birilerini dertlerini bize dökmeleri için cesaretlendirmeli miyiz? Aşırı gevezelik eden insanlar bazı saklı acılarının ve nevrozlarının üzerini örtüyor olabilirler ve bu çoğu kez sorunları hakkında konuşmalarına yardımcı olur. Eğer çekingen bir insanı kendisini daha dolu dolu ve etkili bir biçimde ifade etmeye razı edersek ona büyük bir iyilik yapabiliriz. Umutlan ve korkuları açığa vurmak kimilerinin daha tereddütsüz ve kendine güvenli hissetmelerini sağlayabilir ve arkadaşlığı derinleştirmek iletişimi geliştirir.
İnsanlar bazen kendileri için çok önemli bir konu hakkında yavaşça konuşurlar ve eğer dinleyici tümüyle dikkat kesilmezse anlaşılmak için yürekten bir rica gözden kaçabilir. Tanıdığım bir kadın günlerce kocasına oğullarının uyuşturucu aldığından kaygılandığını anlatmaya çalıştı. Kocasına dinletemedi sanırım, kısmen, karısının ilgisini kıskandığı için; oğullarıysa gerçekte eroin denemekteydi ve ailesinin yardımına oldukça ihtiyacı vardı. Bir başka örnek de yirmilerinde bir genç kız olan Clara’nın sorunuydu, hamile olduğunu itiraf etmek isterken umutsuzca annesinin dinlemesini sağlamaya çalıştı. Yakınlığa ve öğüde ihtiyacı vardı ama annesinin gösterdiği ilgisizlik onu intihara kalkışmaya sürükledi.
dinleme kuralları nedirBazı durumlarda, yapılacak hiçbir pozitif eylem yokken, kederli veya acı içindeki yalnız bir insan, yanı başında oturacak, belki ellerini tutacak, zaman zaman başıyla onaylayacak ama arada bir teselli edici bir dünya sunmak dışında çok az konuşacak bir arkadaşa ihtiyaç duyabilir.
Dinlemek açıkçası sohbet etmenin asli bir parçasıdır. Ne denli tutkuyla kendi öz fikirlerimizi dışa vurma ve sorunlarımızı açığa çıkarma ihtiyacı duysak da her zaman karşımızdakinin görüşlerini almak, sorular sormak ya da sadece küçük bir sükunet sağlamak için ara vermeliyiz. Aralıksız konuşmak sinirli bir gerilim üretir ve sessizlik neyle doldurulursa doldurulsun bir şeyler söylemeye itildiğimizi hissetmek istemeyiz. Hiçbir taraf onların yüzünden utanıp sıkılmadığı sürece sessizlikler dinlendirici ve memnunluk verici olabilirler. Eğer size eşlik eden arkadaşınız sürekli konuşmakta ısrar ederse, neden gülümsemeyesiniz ve (hafif sertçe) gözlerinizi kapamak ve birkaç dakika dinlenmek istediğinizi söylemeyesiniz.
Ne denli çekip gitmeyi ve kendi hayatımızı yaşamayı istesek de, sanırım insan ilişkilerinde, ne denli genç ya da yaşlı olduklarına bakmaksızın insanları nazik bir ilgiyle dinlemekten daha önemli bir faktör yoktur. Herkes iyi bir dinleyici sever ve bizler, sabırlı ve sempatik bir kulağa sahip birilerinin vereceği rahatlığa ne zaman ihtiyaç duyacağımızı asla bilemeyiz.
sözde dinlemeİnsanların İyi Hissetmelerini Sağlamak
Pek çok kereler istenmiş bir şey olduğunu biliyorum, ama yine de, karşılıklı şikayetlerden ve aşırı eleştirellikten kaçınarak, eğer mümkünse insanların kendileri hakkında iyi hissetmelerini sağlamaya çalışmalıyız diye düşünüyorum. Dostanelik önemli ölçüde özgüvene dayanır ve karşımızda-kilerin özgüvenini en iyi noktaya çekebilirsek kendimizinkini de en iyi biçimde geliştirebiliriz. Hiç kimsenin kendisini suçlu, sevilmez yahut utandırılmış hissetmemesi için elimizden gelenin en fazlasını yapmalıyız. Bu, elbette, arkadaşlarımızın kötü davranışlarını ve ilişkilerimizi eleştirmememiz gerektiği anlamına gelmez; böyle bir davranışın doğuracağı sonuçlan anlamaya çalışmamız ve insanların içindeki iyi noktaları görmeye yoğunlaşmamız gerektiği anlamına gelir. Bunun 1990’lar için fazla idealist kaçtığını düşünebilirsiniz, fakat idealist olduğum için özür dileyecek değilim. Her zaman yüksek ideallerimize uygun biçimde yaşamak olanaksızdır; ama en azından onları sürekli aklımızda tutabiliriz. İdeallerimiz olmazsa yiter gideriz.
Benim gibi, pek çok okurum da, Assisi’li Aziz Francis’in bu duasını seveceklerdir: “… şükürler olsun ki, teselli etmek arayışında olduğum kadar teselli edilmek arayışında değilim; anlamak kadar anlaşılmakta; sevmek kadar sevilmekte değilim, çünkü muhtaç olduğumuz şey vermektedir, affedilmemiz affedişimizdedir…” İnsanlarla iyi geçinmek için kesinlikle birinci sınıf bir reçete!
Eğer gerçekten anlaşılmaktan çok anlamayı istiyorsak, mutlu günler bizleri bekliyor demektir. Yeni dostluklar yeşerecek, eskileri derinleşecek ve eski düşmanlıklar sihirli bir değnek değmişçesine buharlaşıp gidecektir. Bunun havadan sudan bir spekülasyon değil, fakat değişmez ilkelere dayanan bir doğru olduğu sizin için tecrübeyle sabit olacaktır.
dinleme kuralları nelerdirİnsanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamanın önemli bir yönü de akıllarına olumsuz fikirler sokmamaktır. Örneğin, çok güçlü bir biçimde hissediyorum ki, asla kimseye yorgun gözüktüğünü söylememeliyiz. “Yorgun görünüyorsun” demek “berbat görünüyorsun” demeye benzer ve zavallı muhatabınız (özellikle bir kadınsa) önceden hissettiğinden daha da kötü hissetmeye başlayacaktır. Elbette, çoğu kez, sevgiyle yaklaşma eğilimiyle söylenmiştir, ama eğer bunun yerine “yorgun olmalısın” derseniz ve bunu bir yardım önerisi izlerse -bir bardak çay, bir içki, şişirilmiş bir yastık veya minder ya da bir ayak taburesi işte bu gerçekten rahatlatıcı etki yapar.
Yıllar önce, bacağımı kırdığımda, bir arkadaşım bana nemli havalarda her zaman acı vereceğini söylemişti. Ciddi kaygılanmıştım (gereksizce de olsa) ve bu tarz karamsar düşüncelerden uzak durmamız gerektiğini düşünüyorum. Sizin de biliyor olabileceğiniz gibi, pek çok doktor bu konuda masum olmaktan epey uzaktır. Zihin gücü inanılmazdır ve kaygılılık, özellikle eğer bir otorite tarafından doğrulandıysa, tam da korktuğumuz şeyin başımıza gelmesine neden olabilir; aynı, güven ve iyimserliğin en benzersiz koşullarda bile sağlıkla ayakta tutması gibi. Her zaman mümkün olduğunca rahatlatıcı ve cesaretlendirici olmaya bakın; neşe bulaşıcıdır.
konuşma bozukluklarıDedikodu, mutlu arkadaşlık için ölüm demektir. Bence insanları, biz kendimiz nasıl buluyorsak öyle ele almalıyız, başkalarının nasıl bulduğuna göre değil. Bunu yıllar önce, bir arkadaş hakkında anlatılan bir yalana inandığım ve dolayısıyla ona soğuk davrandığımda öğrenmiştim. Elbette, yalan olduğunu keşfettiğimde özür diledim; ama bizim samimi arkadaşlığımız artık adı ağza alınmayacak şekilde uzaklardaydı. Peki ya ilk durumda bana yalanı anlatan kadın? Yüz yüze ilişkiye büyük inanç besleyen biri olarak, durumla yüzleşmesini sağladım. Ruhen yıkıldı ve yalanın doğru olduğuna inanmış olduğunu ısrarla söyleyerek ağlamaya başladı. Daha sonra bu tarz hikayelerin asla tekrarlanmaması konusunda bana katıldı. Doğrusu, birisinin güvendiği veya ruhsal huzuru açısından önemli olmadığı sürece, hiç kimse hakkında olumsuz hikayelerin ister şüpheli olsun, dolaşıma sokulmaması gerektiğine inanıyorum. Ve kesinlikle her durumda herkes için şüphenin korunması gerektiğini düşünüyorum. Her şey bir yana, bu bizim kendimiz için istediğimiz şey değil midir? İyi bir ilişki için güven en yüksek önceliğe sahiptir ve ihanete uğramadığımız sürece güven duymaktan vazgeçmemeliyiz. Okurlarımın çoğu bu noktada bana katılmayacaktır ve hepimiz böyle nazik meseleler hakkında kendi kararlarımızı almalıyız; ama güven güveni doğurur, aynı kuşkunun kuşkuyu doğurduğu gibi.
yazma kurallarıBazı insanlar iyi hissetmek istemiyormuş gibi görünürler. Büyük olasılıkla aileleri, öğretmenleri, kocaları, karılan veya sevgilileri tarafından o kadar çok kötü durumlara düşürülmüşlerdir ki kendilerine ait zavallı bir imgeleri vardır ve sevgi ya da övgüyü hak ettiklerine inanamazlar. Utangaç veya suçlu psikolojisindeki herhangi birinin kendine güvenin inşa etmesine yardımcı olmak için özel bir çaba harcamahyız. İnsanlar ne olduklarına inanıyorlarsa o hale gelmek eğilimindedirler ve eğer tembel, sakar veya yüzlerce olumsuz özellikten başka birini kendinize yakıştırmayı sürdürürseniz hatalarınızı daha da ileri bir dereceye taşıyacaksınız demektir. Bunun yerine, sağlığınızın iyiye gittiğini, daha az sinirli olduğunuzu vb. öne sürerseniz, gerçekten de öyle olursunuz. Emile Coue’nin meşhur sözünü biliyorsunuzdur: “Gün be gün her bakımdan daha iyiye ve daha da iyiye gidiyorum.” Ne yazık ki, genelde buna bir çeşit şaka gözüyle bakılıyor, oysa binlerce insan, ciddi şikayetlerinden bu cümleyi her sabah ve her akşam yirmi kez tekrarlayarak kolayca kurtuldular. Ben kendim de bu yöntemi uyguluyorum ve kendimi iyi ve mutlu hissetmemde olumlu düşüncenin çok yüksek bir payı olduğuna inanıyorum.
Hiç kimse, ne denli güzel, göz alıcı veya başarılı olursa olsun, tümüyle eksiksiz bir özgüven duymaz. Güzellik, sağlık ve şöhretin, mutluluk getirmek bir yana, mutluluğu yok edebileceğini kavramamız için Marilyn Monroe’nun trajik hikayesini anımsamamız yeterlidir. Herkes, belli durumlarda güvensizlik ve çaresizlik hisseder, rahatlamaya ve güven tazelemeye ihtiyaç duyar. Bizler de, olabildiğince, etrafımızdaki lerin dinlenmiş ve mutlu hissetmelerini sağlayarak, bu ihtiyacı karşılayanlar olabiliriz. Bazen bunu pek az hak ettiklerini düşünebiliriz; ama iyi iletişime giden yol uyumlu atmosferden geçer ve insanlarla iyi geçinmek bundan ibarettir.

Dianne Doubtfire

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

18 yorumlar

  1. Bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır. Marcus Tullius Cicero

  2. Büyük insanların ulaştığı ve koruduğu yükseklik, ani bir sıçrayışla erişilmiş değildir. Onlar, diğerleri uyurken geceleri azimle yukarıya tırmanmaya çalışıyorlardı. H. W. Longfellow

  3. Mutluluk varılacak herhangi bir yer değil, yolculuğun kendisidir. B. Williams