Pazartesi , Eylül 25 2017
Ana Sayfa / Osho Kitapları / Ego-6 Başarı-1

Ego-6 Başarı-1

Her zaman dünyaca ünlü, zengin ve başarılı bir adam olmanın hayalini kurmuşumdur. Arzumu yerine getirmek için bana yardımcı olabilir misiniz?

Hayır beyefendi, pek değil, asla. Çünkü senin arzun, intihara meyilli bir şey. Sana intihar etmen için yardımcı olamam. Sana gelişmek ve olmak için yardım edebilirim fakat sana intihar etmen için yardım edemem, sana kendini bir hiç uğruna mahvetmen için yardım edemem.

Hırs zehirdir. Daha iyi bir müzisyen olmak istersen sana yardım edebilirim fakat dünyaca ünlü olmak şeklinde düşünme. Daha iyi bir şair olmak istersen sana yardım edebilirim fakat Nobel ödülleri şeklinde düşünme. Daha iyi bir ressam olmak istersen sana yardım edebilirim; yaratıcılığa yardım ederim ancak yaratıcılığın isimle, ünle, başarı ve parayla hiç alakası yoktur. Ve şayet onlar gelirse onlardan vazgeçmen gerekir demiyorum, eğer gelirlerse bu iyidir, tadını çıkar. Ancak onların seni motive etmelerine izin verme çünkü bir kimse başarılı olmaya çalışırken nasıl gerçek bir şair olabilir? Onun enerjisi politiktir, o nasıl şairane olabilir. Şayet bir kimse zengin olmaya çalışıyorsa o nasıl olur da gerçek bir ressam olur? Onun tüm enerjisi zengin olmakla ilgilidir. Bir ressam tüm enerjisine resim yaparken ihtiyaç duyar ve resim yapmak şimdi ve burada olmaktır. Ve zenginlik gelecekte bir yerlerde oluşabilir; olabilir de, olmayabilir de. Bir mecburiyet yoktur; o rastlantısaldır; başarı rastlantısaldır, şöhret rastlantısaldır. Saadet rastlantısal değildir. Son derece mutlu olman için yardım edebilirim; resim yapabilirsin ve çok mutlu olabilirsin. Resmin ünlü olup olmaması, senin bir Picasso haline gelip gelmemen esas mesele değildir fakat sen resim yaparken Picasso’nun bile kıskanabileceği bir şekilde resim yapmana yardımcı olabilirim. Sen tamamıyla resim yapmanın içinde kaybolabilirsin ve gerçek mutluluk budur.

Ve bunlar sevgi ve meditasyon anlarıdır; bunlar ilahi anlardır.

İlahi bir an senin tamamıyla kaybolduğun — sınırlarının kaybolduğu, bir anlığına senin olmadığın ve Tanrının olduğu— bir andır.

Ancak senin başarılı olmana yardımcı olamam. Sana yeniden hatırlatayım ben başarının karşısında değilim. Sana başarısız ol demiyorum; ona karşı hiçbir şeyim yok. O son derece iyidir. Demek istediğim şey onun tarafından motive edilmemendir, aksi taktirde resim yapmayı ıskalayacaksın, şiiri ıskalayacaksın. Tam şu an söylemekte olduğun şarkıyı ıskalayacaksın ve başarı geldiğinde ellerin boş kalacak çünkü hiç kimse başarıyla tatmin olamaz. Başarı besleyemez, onun içinde hiç besin yoktur; başarı sadece sıcak havadır.

Somerset Maugham hakkındaki, Conversations with Willy (Willy ile Konuşmalar) adlı kitabını geçen gece okuyordum. Kitap, Somerset Maugham’ın yeğeni Robin Maugham tarafından yazılmış. Şimdi, Somerset Maugham bu çağın en ünlü, başarılı, zengin insanlarından birisiydi fakat anıları ilham verici. Şu sözleri bir dinle.

Robin Maugham ünlü ve başarılı amcası Somerset Maugham hakkında şöyle yazıyor:

“O kesinlikle yaşayan en ünlü yazardı. Ve en üzgünü… ‘Biliyorsun’ dedi bana, ‘çok kısa süre sonra ölmüş olacağım ve bu fikir hiç de hoşuma gitmiyor…’ ve bu, o doksan bir yaşındayken ifade edilmişti. ‘Ben çok yaşlı birisiyim ama bu, durumu benim için kolaylaştırmıyor’ dedi. O zengindi, dünyaca tanınıyordu ve doksan bir yaşındayken, çok uzun yıllardır hiçbir şey yazmamış olmasına rağmen serveti hâlâ artıyordu. Dünyanın her tarafından kitaplarının telif hakları hâlâ kelimenin tam anlamıyla akmaya devam ediyordu ve hayran mektupları da. Ve şu an onun dört oyunu Almanya’da oynanıyordu. Onun The Circle isimli oyunu İngiltere’de muazzam bir şekilde yeniden oynanmaktaydı ve The Constant Wife daha yeni, bir müzikale dönüştürülmüştü. Onun en ünlü romanlarından birisi olan Of Human Bondage çok yakın zamanda film yapılacaktı. O, Rainthe Moon and Sixpence ve The Razor’s Edge gibi ona milyonlarca dolar getirebilirdi. Maalesef onun yeteneğinin ve başarısının ona sağlayamadığı tek ödül mutluluktu. O dünyadaki en mutsuz insandı.

“‘Hayatının en mutlu anı hangisidir?’ diye ona sordum. Bana, ‘Tek bir an düşünemiyorum’ dedi. Etrafa, başarısının edinmesine olanak tanıdığı resim odasına ve son derece değerli mobilyalara ve resimlere ve sanat objelerine bakındım. Onun villasının kendisi ve harika bahçesi —Akdeniz’in kıyısındaki muhteşem bir yapı— altı yüz bin sterlin değerindeydi. On bir tane kişisel hizmetçisi vardı ama mutlu değildi.

“Ertesi gün İncil’ine bakıyordu ve şöyle dedi ‘Şayet bir insan tüm dünyayı elde eder ve ruhunu kaybederse bunun ne kârı olacaktır?’ sözlerine rastladım. Ellerini mutsuzlukla kavuşturdu ve sonra serbest bıraktı ve yeniden, ‘Sevgili Robinim, sana şunu söylemek zorundayım ki bu metin ben bir çocukken yatağımın karşısında asılı dururdu’ dedi. Ve sonra ben onu bahçede bir yürüyüşe çıkardım, ‘Biliyorsun öldüğümde benden her şeyi alacaklar; tüm ağaçları, bütün evi ve mobilyaların her tahtasını. Beraberimde tek bir masayı bile götüremeyeceğim’ dedi. Ve çok üzgündü ve titriyordu.

“Bir süreliğine, biz portakal ağaçları arasından yürürken sessiz kaldı, ‘Tüm hayatım boyunca ben bir başarısızlık timsali oldum’ dedi. Onu rahatlatmaya çalıştım. Sen yaşayan en ünlü yazarsın. Kesinlikle bu bir anlam ifade etmiyor mu?’ diye sordum. ‘Keşke tek bir sözcük bile yazmamış olsaydım’ diye cevapladı. ‘O bana ne getirdi? Tüm yaşamım bir başarısızlıktan ibaret ve artık bunu değiştirmek için çok geç’ dedi. ‘Çok geç’ ve gözlerinden yaşlar aktı.”

Başarı sana ne getirebilir? Şimdi bu adam Somerset Maugham, boşuna yaşamıştı. O uzun yaşadı — doksan bir yıl — o çok çok fazla tatmin olmuş, doyuma ulaşmış olabilirdi: Ancak başarı onu verebilseydi o zaman; şayet zenginlik onu verebilseydi o zaman; şayet büyük bir villa ve hizmetçiler onu verebilseydi sadece o zaman.

Yaşamın nihai analizinde isim ve ün tamamen konu dışıdır. Hesabı kapatırken önemli olan tek şey hayatının her anını nasıl yaşadığındır. O bir neşe miydi? O bir kutlama mıydı? Ve küçük

şeylerde mutlu muydun? Duş alırken, çayını yudumlarken, yerleri temizlerken, bahçede dolaşırken, ağaç dikerken, bir arkadaşınla konuşurken ya da sevgilinle sessizce otururken yahut aya bakarken veya sadece kuşları dinlerken; tüm bu anlarda mutlu muydun? Her an ışıltılı mutluluğa dönüştürülmüş bir an mıydı? O neşe yayıyor muydu? Önemli olan budur.

Sana arzunu tatmin etmek için yardım edebilir miyim diye soruyorsun. Hayır. Hiç de değil. Çünkü bu arzu senin düşmanındır; o seni mahvedecek. Ve bir gün İncil’de,“Şayet bir insan tüm dünyayı elde eder ve ruhunu kaybederse bunun ne kârı olacaktır?” cümlesiyle karşılaştığında, hayal kırıklığı içerisinde ağlayacaksın ve “Ve artık değiştirmek için çok geç. Çok geç” diyeceksin.

Sana tam şimdi çok geç değil diyorum, bir şey yapılabilir: Hayatını ta kökünden bütünüyle değiştirebilirsin. Senin simyasal bir değişimden geçmen için yardımcı olabilirim fakat dünyasal anlamda garanti veremem. İçsel dünyada her türlü başarı için garanti veririm; seni zengin yapabilirim, herhangi bir Buda kadar zengin. Ve sadece Budalar zengindir; etrafında sadece dünyasal şeylere sahip olan insanlar gerçekte zengin değildir. Onlar kendilerini ve diğerlerini zengin olduğuna inandırmış yoksul insanlardır. Derinde dilencidir, onlar gerçek imparatorlar değildir.

Buda bir şehre geldi ve kral ona gidip huzuruna çıkmak konusunda biraz çekingendi. Kendi veziri, “Şayet gidip onun huzuruna çıkmazsanız o zaman istifamı kabul edin, o zaman artık size hizmet edemem” dedi. Kral, “Ama niçin?” ve bu adamın yerine geçecek kimse yoktu, onsuz kral kaybolurdu, kendi iktidarı için o gerçekten bir kilit konumdaydı. “Fakat niye? Niçin ısrar ediyorsun? Niçin gidip bir dilencinin huzuruna çıkayım?” ve vezir, yaşlı adam “Dilenci sizsiniz, o da imparator, bu yüzden. Gidip huzuruna çıkın aksi taktirde siz hizmet etmeye değmezsiniz,” dedi.

Kral gitmek zorunda kaldı. Çekinerek gitti. Fakat Buda’yı gördüğü zaman yaşlı adamın, vezirinin önünde eğildi, “Haklıydın, kral o ve ben bir dilenciyim” dedi.

Hayat garip. Burada bazen krallar dilencidir ve dilencilerse kraldır. Görünüme aldanma. İçeri bak. Kalp coşkuyla çarptığı zaman zengindir, kalp Tao ile, doğa ile, hayatın nihai kanunu ile Dhamma ile ahenkli bir hale geldiği zaman zengindir. Kalp sen bütün ile ahenkli hale geldiğinde zengindir. Bu var olan yegâne zenginliktir. Aksi taktirde bir gün sen ağlayacaksın ve “Çok geç…” diyeceksin.

Senin hayatını mahvetmene yardım edemem, ben senin hayatını zenginleştirmek için buradayım, ben sana bolluk içinde bir hayat vermek için buradayım.

Başarı düşüncesi sana işkence ediyor. O, başarı düşüncesi, başarılı olmak zorunda olman insanlığın başına gelmiş en büyük felakettir. Ve başarı demek, rekabet etmek zorunda olman, adil olsun olmasın fark etmeyen şekillerde mücadele etmek zorunda olman demektir. Bir kez başardığın zaman her şey iyidir. Önemli olan başarıdır. Kötü yollarla dahi başarılı olursan, bir kez başardığında ne yaparsan yap iyidir. Başarı tüm eylemlerinin niteliğini değiştirir. Başarı kötü araçları iyi amaçlara dönüştürür.

Bu yüzden tek mesele nasıl başarılı olunacağıdır. Zirveye nasıl ulaşılacak? Ve doğaldır ki zirveye çok az insan ulaşabilir. Şayet herkes Everest’e ulaşmaya çalışıyorsa orada kaç tanesi durabilecektir? Orada yeterince yer yok; sadece tek bir kişi rahat bir şekilde orada durabilir. O zaman çaba sarf eden milyonlarca insan başarısız hissedecektir; onların ruhlarına çok büyük bir umutsuzluk yerleşecektir. Onlar olumsuz hissetmeye başlayacaklar.

Bu yanlış türden bir eğitimdir. O, sana verilmiş olan bu sözde eğitim son derece zehirlidir. Okulların, kolejlerin, üniversitelerin seni zehirliyor. Onlar senin için mutsuzluk yaratıyor; onlar cehennemlerin üretildiği fabrikalardır. Ancak öylesine güzel bir şekilde olur ki asla ne olduğunu fark edemezsin. Tüm dünya yanlış bir eğitim yüzünden bir cehenneme dönüşmüştür. Hırs düşüncesine dayanan herhangi bir eğitim yeryüzünde cehennem yaratacaktır. Onu başarmıştır.

Herkes aşağılık duygusu hissederek acı çekiyor. Bu çok garip bir durum. Hiç kimse aşağılık değildir ve hiç kimse üstün değildir çünkü her birey eşsizdir; hiçbir kıyaslama mümkün değildir. Sen sensin ve sen sadece sensin. Ve sen başka kimse olamazsın ve buna gerek de yok. Ve ünlü olmana gerek yok, dünyanın gözünde başarılı olmana gerek yok. Bunların hepsi aptalca fikirlerdir.

Olman gereken tek şey, yaratıcı, sevecen, farkında, meditasyon halinde olmaktır. Şayet içinden bir şiir yükseldiğini hissedersen onu kendin için, kadının için çocukların için arkadaşların için yaz ve onu tamamıyla unut. Onu oku ve şayet kimse dinlemezse tek başına oku ve ondan keyif al. Ağaçlara git ve onlar onu alkışlayıp takdir edeceklerdir. Ya da kuşlarla ve hayvanlarla konuş ve onlar hayat hakkında yanlış kavramlarla asırlarca ve asırlarca zehirlenmiş olan aptal insanlardan çok daha iyi anlayacaklardır. Hırslı kimse hastalıklıdır.

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

6 yorumlar

  1. Her gün sizi korkutan bir şey yapın. Eleanor Roosevelt

  2. anneannem için alabilirim. lehçe

  3. Hayattan sıkılanlar alsınlar da biraz gevşesinler… çince öğren