Ana Sayfa / Genel Kültür / Dünyanın Atölyesi

Dünyanın Atölyesi

Richard Cobden
Richard Cobden

1846 yılında, İrlandalılar’ın yaşadığı kıtlık, ülkedeki ve parlamentodaki sert kavgalar sonrasında, Büyük Britanya koruyuculuğunu yeniden ilan etti: ithal edilen buğday üzerindeki haklar ve 1849 yılında ise denizcilikteki uygulamalar (deniz taşımacılığı üzerindeki ingiliz tekeli) kaldırıldı. Ticaret mallarının dolaşımının serbestleşmesine elverişli bir durum oluştuğunda, serbest-değişimciler zafer kazandı. 1839 yılından itibaren birlik kurmuş olan, genç bir Mancsherter patronu olan Richard Cobden tarafından canlılık kazandırılan bu kişiler, mitinglerde ve el ilanları aracılığı ile, serbest değişimin, sanayiyi yabancı rekabet yoluyla dirilteceğini ve işçilere, buğday üzerindeki vergilerin kaldırılması nedeniyle ucuz ekmek sunacağım, böylece refah ve sosyal denge teminatı oluşturacağını ileri sürüyorlardı.

Doğal kaynaklarından (kömür ve demir), deniz yolları kavşağındaki pozisyonundan, koloni imparatorluğundan, yenilik kapasitesinden ve insanlarının yüksek niteliklerinden yararlanan İngiltere, yaklaşık yarım yüzyıl içinde “dünyanın atölyesi” halini aldı ve fabrikasyon ürünleri ile (atölyelerde üretilmiş) dünya ticaretini etkisi altına aldı. Taş kömürü ocakları, gemi atölyeleri, tekstil fabrikaları, bıçak atölyeleri vb. gitgide daha ucuza imalat yapmaya başladı.

1851 ve 1881 yıllan arasında ihracat dört katına çıktığında, ulusal ürünler iki katma çıktı. Böylece ülke, Avrupa’nın en zengin ülkesi oldu.

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

6 yorumlar

  1. Bir insanın karakteri onun kaderidir. Heraclitus

  2. Satranç çok zevkli bir oyun fakat belli bir süre sonra insanın beyni yoruluyor ve hamleleri görememeye başlıyor. Bu cd sayesinde bütün hamleleri görebilecek ve oyun boyunca dikkatimizi canlı tutabileceksek ne mutlu bize? Acaba bilgisayarı da yenebilir miyiz?