Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / Denemeden Bilemezsin…

Denemeden Bilemezsin…

Denemeden Bilemezsin…

Hayat bir gelişim yolculuğu,bu yolculukta en çok içerisinde bulunduğumuz anlar da karar anlarımız,aslında seçim yapmak zorunda kaldığımız zamanlar,bu zamanlar o kadar çok ki gün içerisinde kaç kez karar vermek zorunda kaldığınızı düşündünüz mü hiç?işte aslında bizim başarılı veya başarısız olarak addedilmemizi de sağlayan şey aslında yaptığımız seçimlerin sonucu,peki hiç seçim yapmasak kendimizi hayatın akışına bıraksak ,yine de istediğimiz hayatı yaşayabilirmiyiz,bazen evet gerçekten de bazı insanlar sadece hayatın akışına kendilerini bırakarak da arzu ettikleri yaşama kavuşmuştur ,peki doğrusu ne ?Aslında doğrusu,kendisi ile alakalı doğru seçimler yapabilen,karar alma becerisi yüksek kişiler hayatın akışına kendilerini bırakmadan,yaptıkları seçimlerle çok daha hızlı başarıya ulaşabiliyor.

Seçimlerimizden biri de deneme,yani tecrübe etme seçimi,bazıları hiç deneme yapmaz,yani denemeyi seçmez ,sadece garantili yolu anlamaya ve o yolu seçmeye özen gösterirler bu da bir gün başarıya ulaşsalar bile bu yolun uzamasına neden olur.

Tony Buzan, Embracing Change ( Değişimi Kucakla ) adlı kitabında TEFCAS adlı bir değişim yönetim sürecinden bahsediyor. Açılımı şu şekilde;

– Deneme (Try)
– Olay (Event)
– Geri bildirim (Feedback)
– Kontrol (Check)
– Düzeltme (Adjust)
– Başarı (Succes)

En başta deneme var. Çünkü hayat denemelerden ibaret bir daire gibi döner durur. Öğreniriz, deneriz, başarısız olur tekrar deneriz. Buzan’ın metodlarını herkes farklı  uygulayabilir. Ama değişmek için denemek, girişmek, harekete geçmek gerekir. Tabi ki  bunu yaparken önce hazırlanmamız gerekir,hazırlıksız yakalanacağımız her seçim %50 şansla olumsuz bir sonuca gidebilir.

Denemeyen, hareketsiz kalan hiç bir varlık mutlu,başarılı,huzurlu ve zengin olma şansına sahip olamaz.Bir aslanın kendnden kaçmak için deliler gibi kaçan bir geyiğin peşinden gitmediğini düşünün,sadece oturduğu yerde avını beklediğini,bir süre sonra doğada aslan kalmazdı herhalde.İnsanlar için de aynı şey geçerlidir,gelişmek için,başarmak için,mutlu olmak için deneme yapmak  insanın doğasında var.Yine de bir çoğumuz bir süre sonra doğamızda olan bu özelliği unutmaya başlıyoruz,bir çocuğun masadaki şekere uzanmak için kaç kere denediğini düşünün,ya da annesinin kucağına çıkmak için kaç kere deneme yaptığını,asla durmaz tekrar ve tekrar dener ve genelde sonuca ulaşır.

Çalışmayan, tembel, boş boş oturan insanlar en fazla can sıkıntısı çeken, psikolojik sorunlar yaşayan insanlardır. Bir çocuk yürümeyi, bir öğrenci okumayı, bir müdür daha stratejik olmayı, bir girişimci iş planını hazırlamayı dener,dener,dener ve en sonunda en doğru yöntemi bulur.Hayatımızdaki  fırsatlar da, şanslar da yaşamdaki bu denemelere uygun bir şekilde hayatımıza akmaya başlar. Ama asla birdenbire  mucizevi bir şekilde hayatımızda belirmez,ben Edisonla ilgili hikayeyi çok severim,binlerce kez deneme yaptıktan sonra kendisine ”artık bırak bu işin peşini,binlerce kere denedin olmadı”diyenlere”Evet bir çok kez denedim ve bu denemeler sonucunda Ampul’ü nasıl yapamayacağımı gördüm,artık sonuca çok yaklaştım çünkü deneyeceğim çok az şey kaldı”cevabını vermesi aslında en güzel ifade şeklidir.

Deneme ile başlayan süreci doğal olarak bir son bekler. Ve bu son, insanda negatif ya da pozitif değişimler meydana getirir. Sadece başarıya odaklanmış süreçlerin sonucunda  çok fazla hayal kırıklıkları vardır. Korkular da gelir peşinden ve denemeler azalmaya başlar, hatta yok olur. Aslında sürekli yeniden yaratılıyor gibi devam eden, değişken bir evrende yaşadığımız unutulur. Yani büyük bir değişimin içindeki mikro değişimleri deneriz sadece.

Buzan’ın süreç aşamalarına baktığımızda her biri için özel değerlendirmeler gerektiği kesin. Her işimizde, her kararımızda, her hedefimizde bu gibi kuralları uygulamaya çalışırız. Aynı zamanda doğal akışında ölçmeye çalışırız bu aşamaları. Sonucu genelde başarı değildir buna emin olun. Ama deneme kapısı hep açık kalmalıdır. Cesaretin, risk almanın, yaratılıştan gelen devasa potansiyelin büyüsünü bozamamak gerekir. Vazgeçmek, vazgeçilen her ne ise onu yokluğa itmektir,siz vazgeçtiğiniz anda sizin tecrübelerinizin ışığında başkaları denemeye devam eder ve sonuca o ulaşır.

Başlığa dönecek olursak,denemeden sonucu tahmin etmemiz çok zordur, “denedim olmadı” demek, içinde bazı yanlışların olduğu kuvvetle muhtemel demektir. Her denemede daha doğrusunu yapmak için çırpınır dururuz. Aynı şartlar devam ettiği sürece, denemelerden de aynı sonuçlar alınacağı çok açıktır. İşte bu noktada yine değişim devreye girer ve radikal kararlar alınarak şartlar ve hedefler değiştirilebilir.

Deneyin olmasın, geliştirerek tekrar deneyin. Öğrenen sistemler, nanoteknolojili yapılar kuran insanoğlunun öğrenememesi ve başaramaması mümkün değildir. Yeterince denemek şartı ile tabi ki. 

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

18 yorumlar

  1. Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar. Mustafa Kemal ATATÜRK

  2. Konsantrasyon becerisinin gelişimine katkı sağlayan satranç, hafızamızın güçlenmesine de etki eden zevkli bir oyundur. Hazırlanan bu telkinle satranç oyuyunu daha zevkli hale getirebiliriz.

  3. “Utanma-arlanma-haya etme” aslında yerine göre hoş bir haldir. Lakin heryerde utangaç veya çekingen olmak iyi de birşey değil. Size hem bir örnek vermek istiyorum: Bir bayan arkadaşım var. Birgün bir iş görüşmesine birlikte gitmiştik. İşveren, kıza sorular soruyordu… Çekingenliğinden dolayı, çoğuna yanıt vermiyordu kız yaw, öylece bakıyordu zavallım. Gören de, öylesine çay içmeye gelmiş sanırdı. İnanın çoğuna ben cevap vermiştim. (Bu tür durumlarda hiç hoş ve faydalı olmuyor işte. Biraz girişken ve dinç olmalı insan…)