Pazartesi , Ekim 23 2017
Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / Beyin / Beyin Üzerine Son Kuramlar Nedir?

Beyin Üzerine Son Kuramlar Nedir?

insan beyniXX. yüzyılın başlamasıyle birlikte bedenin işlevlerini nasıl yerine getirdiğine ilişkin bilimsel bilgi de arttı! Solunumun ve beslenmenin ayrıntılı fizyolojisi, anatomi ve doku yapısının daha ince ayrıntıları kavranmaya başlandı. Charles Scott Sherrington (1857-1952) Oxford’daki laboratuvarında sinir sistemini araştırdı, beyinden gelen ve beyne giden mesajların nasıl iletildiğini çok ayrıntılı bir biçimde tanımladı. Bir klinik tedavi uzmanı ve felsefe adamı olan John Hughlings Jackson (1835-1911), saralı ve ruhsal dengesizlikleri olan hastalar üzerinde yaptığı gözlemlerle, beyin işlevlerinin örgütlenmesi ve bilincin oluşumuyla ilgili modeller kurdu.

1940’lardan bu yana beynin işlevine ilişkin kavrayış, hızla değişime uğramaktadır. Kapakçık büyütecinin ve daha yakın zamanlarda da transistörün bulgulanması, hem insan hem de hayvan beynindeki hücre faaliyetinin ayrıntılı olarak incelenmesine olanak vermiştir. Biyokimya bilimi, hücrenin derinliklerindeki oluşumların kavranmasına yol açmış ve doğrudan doğruya hücrenin kendi doğasını ve bileşimini tanımlamayı başarmıştır. Sinir sisteminin çalışmasına ve bu sistemin bilinç tarafından daha da geliştirilmesine ilişkin günümüz kuramları, büyük ölçüde, bilgisayar teknolojisinden edinilmiş düşüncelere dayanmaktadırlar.

Beyne artık, duyuların kendisine ilettiği büyük miktardaki bilgiyi işlemek üzere oluşturulmuş bir organ gözüyle bakılmaktadır. Beyin bundan sonra, dış dünyanın bir modelini kurar. Bu model, durmadan gelen bilgilerle, sürekli olarak, zamana ayak uydurur. Kuşkusuz, beynin ne «gördüğü» nü belirleyen şey, yalnızca duyuların ona ilettikleri değil, aynı zamanda bu bilgiyi nasıl işlemek istediği ve kendi özel dünyasını nasıl yorumlamak istediğidir. Anlaşıldığı kadarıyla, insanların çoğunluğu dünyaya ilişkin ortak bir algılayışa sahip olmakla birlikte, her bireyin büyük ölçüde paylaşılmadan kalan kendi kişisel «gerçekliği» de vardır.

Hakkında Ali Gülkanat

Biliyoruz ki; KELEBEK ETKİSİ: ”Ankara’da bir kelebeğin kanat çırpması, Diyarbakır’da da fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, ülkenin yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”

5 yorumlar

  1. Savaşçı olmak mükemmellikle ilgili değildir ya da zaferle veya incitilemez olmakla… O, incinmeye açık olmakla ilgilidir. Gerçek cesaret budur. Dan Millman

  2. Rüzgar mumu söndürür, yangını alevlendirir. Anonim